top of page

Danışmanlık Nedir, Ne Değildir?

  • pskozgesevinc
  • 4 saat önce
  • 2 dakikada okunur

Danışmanlık, çoğu zaman dışarıdan bakıldığında konuşmak, paylaşmak ya da destek almak gibi genel ifadelerle tarif edilir. Oysa psikodinamik ve psikanalitik düşünce açısından bakıldığında, danışmanlık daha çok insanın kendi iç dünyasıyla kurduğu ilişkinin nasıl düzenlendiğiyle ilgilidir.


İnsan yalnızca yaşadıklarıyla değil, yaşadıklarına verdiği anlamlarla da şekillenir. Psikanalitik kuram, bireyin bugünkü deneyimlerinin; geçmiş ilişkiler, erken dönem duygusal örüntüler ve içselleştirilmiş bağlanma biçimleriyle sürekli bir diyalog hâlinde olduğunu varsayar. Danışmanlık, bu diyaloğun daha görünür hâle geldiği bir alan sunar.


Bu alanın temel işlevi, bastırılmış olanı açığa çıkarmak ya da geçmişi “çözmek” değildir. Daha çok, kişinin kendi deneyimine nasıl yaklaştığını fark edebilmesine imkân tanımaktır. Bazen bu, tekrar eden ilişkisel döngülerin fark edilmesiyle; bazen de kişinin kendine yönelttiği sert iç sesle karşılaşmasıyla mümkün olur.


Danışmanlık Bir Müdahale Alanı Değildir


Psikanalitik gelenekte önemli bir ayrım vardır: anlamak ile müdahale etmek arasındaki ayrım. Danışmanlık, bu çizginin özellikle anlaşılmasına dayanır. Danışman, bireyin yaşantısına doğrudan müdahale eden ya da onu belirli bir yöne doğru iten bir konumda değildir. Amaç, bireyin kendi içsel süreçleriyle temas kurabileceği bir düşünme alanı yaratmaktır.


Bu nedenle danışmanlık;

  • semptomu ortadan kaldırmayı,

  • davranışı hızla değiştirmeyi,

  • kişiyi “daha işlevsel” hâle getirmeyi


doğrudan hedeflemez. Psikanalitik düşünceye göre, anlamlandırılmamış olan hiçbir deneyim kalıcı biçimde dönüşmez.


Danışmanlık Ne Değildir?

Danışmanlık, bireyin adına karar verilen ya da yönlendirildiği bir süreç değildir. “Ne yapmalıyım?” sorusuna cevap üretmekten çok, bu sorunun neden bu şekilde ortaya çıktığını anlamaya çalışır.


Ayrıca danışmanlık, ruhsal yaşantıyı patoloji üzerinden tanımlamaz. Her zorlanmayı bir bozukluk olarak sınıflandırma eğiliminden bilinçli olarak uzak durur. Kaygı, kararsızlık, ambivalans ya da içsel çatışma; insan ruhsallığının doğal parçaları olarak ele alınır.


Bu anlamda danışmanlık, “iyileştirme” iddiası taşımaz. Daha çok, bireyin kendi içsel gerçekliğiyle daha dürüst bir temas kurabilmesine alan açar.


Güven ve Çerçeve


Psikanalitik literatürde güven, yalnızca rahatlatıcı bir atmosfer anlamına gelmez. Güven, bireyin kendisiyle yüzleşebileceği kadar dayanılabilir bir çerçevenin varlığıyla ilgilidir. Danışmanlık bu çerçeveyi; sınırları, sürekliliği ve profesyonel mesafesiyle oluşturur.


Bu çerçeve içinde ortaya çıkan düşünceler, duygular ve sessizlikler; danışmanlık sürecinin asli malzemesidir. Bazen söylenenler kadar söylenemeyenler de önemlidir.


Sonuç Yerine


Psikanalitik bir perspektiften bakıldığında danışmanlık, kişinin “nasıl daha iyi olurum?” sorusundan çok,

“Ben yaşadıklarımla nasıl bir ilişki kuruyorum?” sorusuna alan açar.


Bu alan, hızla cevap üretmez. Ancak kişinin kendi içsel dünyasına daha az savunmayla, daha fazla merakla yaklaşabilmesine imkân tanır. Danışmanlığın dönüştürücü yönü de tam olarak burada ortaya çıkar.


Kendi Çalışma Deneyimimden


Zaman içinde edindiğim deneyimler, danışmanlık sürecine başvuran birçok kişinin aslında “ne yapacağını bilmediği” için değil, kendi yaşantısına nereden bakacağını bilemediği için zorlandığını gösterdi. Çoğu zaman kişiler, yaşadıkları duyguların ya da ilişkisel tekrarların neden bu kadar yorucu olduğunu anlamakta güçlük çekiyor; ancak bu durum genellikle bir yetersizlikten değil, daha önce bu deneyimlere birlikte bakılabilecek bir alanın olmamasından kaynaklanıyor.


Danışmanlık sürecinde, hızlı çözümlerden çok, kişinin kendi deneyimine tahammül edebileceği bir düşünme alanı oluştuğunda anlamın kendiliğinden ortaya çıktığını gözlemliyorum. Bazen bir tekrarın fark edilmesi, bazen söylenemeyen bir duygunun ilk kez dile gelmesi ya da bazen de aceleyle “düzeltmeye” çalışılan bir içsel çatışmanın olduğu gibi kalabilmesine izin verilmesi, sürecin en belirleyici anları olabiliyor.


Bu nedenle danışmanlığı, kişiyi dönüştürmeye çalışan bir müdahale alanından ziyade; kişinin kendi iç dünyasıyla daha az savunmayla, daha fazla merakla temas edebildiği bir çerçeve olarak görüyorum. Deneyimlerim, bu temasın çoğu zaman beklenenden daha sade ama daha kalıcı etkiler yarattığını gösteriyor.


Not:

Bu yazı bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; bireysel değerlendirme veya yönlendirme yerine geçmez.

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Değişim Her Zaman Güçlü Hissettirmez

Değişim çoğu zaman güçlü, kararlı ve net bir hâl olarak düşünülür. Oysa yaşamda pek çok dönüşüm, tam tersine; belirsizlik, yumuşama ve hatta zaman zaman çözülme hissiyle başlar. İnsan, alışık olduğu d

 
 
 

Yorumlar


Yazı: Blog2 Post

Abonelik Formu

05455340614

©2020, ozgesevinc tarafından Wix.com ile kurulmuştur.

bottom of page